Acil Şifalar

Acil Şifalar

Sağlıklı yaşam ve şifalı bitkiler

Hayatın Altın Kuralları

14/3/2008
Kategori: Hayata Dair


  • Göğün her yerde mavi olduğunu anlamak için dünyayı dolaşman gerekmez.
  • Bak, aynı zamanda da baktığını gören ol.
  • Geldiğin zaman boşluk dolduran değil, gittiğin zaman yeri doldurulamayan ol.
  • Her duyduğuna inanma, elindekinin hepsini harcama ve istediğin kadar uyuma.
  • Seni seviyorum derken inanarak söyle.
  • Özür dilerken karşındakinin gözlerinin içine bak.
  • İlk görüşte aşka inan.
  • Evlenmeden önce en az altı ay nişanlı kal.
  • Asla başkalarının hayalleri ile dalga geçme.
  • Derinden ve inançla sev.
  • Kırılabilirsin belki ama başka türlü de hayatını tam anlamıyla yaşayamazsın.
  • Anlaşmazlıklarda dürüstçe savaş.
  • İnsanlar hakkında konuşulanlara inanıp, onlar hakkında karar verme.
  • İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.
  • İnsanlara beklediğinden fazlasını ver ve bu işi yaparken kibar ol.
  • Yavaş konuş ama hızlı düşün.
  • Şunu daima hatırla ki, büyük aşk veya büyük yatırım daima büyük risk taşır.
  • Eğer kaybedersen aklını da kaybetme.
  • ÜçS ’yi unutma:
  • S evgi - herkese,
  • S aygı - kendine, başkalarına,
  • S orumluluk - Tüm hareketlerin için.
  • Eğer hata yaptığını farkedersen, hemen onu düzeltmeye bak,bile bile devam etme.
  • Konuşmayı sevdiğin biriyle evlen. Yaşın ilerledikçe sohbet her şeyden fazla önem kazanacaktır.
  • Anneni sev, say, ara.
  • Şunu bil ki, bazen sessiz kalmak en iyi cevaptır.
  • Sevdiklerinle tartışırken, o anı önemse, geçmişi kurcalama.
  • Satır aralarını da oku, bilgilerini paylaş.
  • Bilgi insanı kuşkudan, iyilik acı çekmekten, kararlılık korkudan kurtarır.
  • Dua et. Büyük güç verir.
  • Düşün. Daha da büyük güç verir.
  • Öperken gözlerini kapamayan sevgiliye güvenme.
  • Bazen istediğin bir şeyin olmaması senin için bir şanstır.
  • En iyi ilişkin, birbirinize olan sevginiz, birbirinize ihtiyacınızdan fazla olduğu zaman olacaktır.
  • Şunu bil ki; karakterin senin kaderindir.
  • Sınırsızca sev, her gönülde çiçek olacağına, bir gönülde buket ol.
  • Sevgi için kollarını kapalı tutma, sonra kendinden başka tutacak şey bulamazsın.
  • İçinden ne geliyorsa yap. Doğal ol.
  • Mutluluk, sorunsuz bir yaşam değil, onlarla başa çıkabilme yeteneği demektir.
  • Gülmek için mutluluğu bekleme, sonra tebessüm bile edemezsin...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Mutlu Yaşamın 10 Anahtarı

14/3/2008
Kategori: Hayata Dair


Her ülkenin binlerce atasözü var, özdeyişi var. Bunlar birikimlerin hap halinde ifade edilmiş
şekli. Ünlülerin, toplumları etkileyen kişilerin özdeyişleri var, çoğu zaman yazarlar anlatmak
istedikleri konuya giriş yaparken “ufuk açma” niyetine alıntı yaparlar.
Philip E. Humbert adlı bir psikiyatri profesörü, “İnsanlara mutlu yaşamın anahtarını 10 kuralda toplayacak olsam, hangi deyişleri seçerdim” diye kapsamlı bir çalışma sonrası bir liste çıkartmış.
1. Kendini tanı.(Sokrat)
Kendi içinde yolculuk yap. Günlük tut. Kalbin, gönlün, vicdanın ne diyor? Neyi öne çıkartıyor? Dünyaya bilinçli bakmanın yolu başta bu iç yolculuktan geçiyor.

2. Olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol . (Mevlâna)
Dürüst ol, adil ol, hakça düşün. İçinden gelen sesin öne çıkardığı değerleri koru. Hayatta bir şeyleri korumak için ayakta kalmazsan her şey seni düşürür.

3. En yukarda aşk var . (Aziz Paul)
Sesi müziğe dönüştüren aşktır. Aşk olmazsa, sevgi ilişkileri yoksa, ihtimam eksikse hayatın kuru bir daldan farkı kalmaz.

4. Dünyayı hayal gücü döndürür . (Albert Einstein)
Yaptığımız her şey hayal kurarak başlar. Hayat -herkes için- hayalleri gerçekleştirmek ve
yapabileceğinin en iyisi, olabileceğinin en güzeli peşinde gitmektir. Bobby Kennedy’nin sözü
gibi: Diğerleri dünyaya bakıyor ve “Neden” diye soruyor. Ben bambaşka bir dünya düşünüyor ve
“Neden olmasın” diye soruyorum.

5. Fazla güzellik göz çıkarmaz . (Mae West)
Güzel hayat doya doya yaşanır. Mutluluk paylaşılır, hayatı sevme hissi coşkuyla beraber gelir.
Ruhun müziğinde “Haydi bastır, göster kendini” temposu vardır. Kibir değil, çoşku!

6. Fırsatlar yakalandıkça çoğalır . (Sun Tzu)
Başarı cesaret ister, başlangıçtaki cesaret sonradan inanca dönüşür. İnanç insanlığa daha iyihizmet arzusuna dönüştüğünde fırsatlar yelpazesi yukarı bir seviyede tekrar açılır.

7.Ya yap ya yapma. Denemek yok! (Yoda - Yıldız Savaşları)
Hayat seri hareket, karar ve kararlılık gerektirir. Tereddütte kalanlar geride kalır. Hayatın üstüne gitmezseniz hayat sizin üstünüze gelir.

8. Mükemmellik, ekleyecek bir şey kalmadığında değil, alınacak bir şey kalmadığında oluşur. (Antoine de St.Exupery)
Hayatınızı basitleştirin. Basite indirge, indirge, bir kere daha indirge... O zaman ne kalıyor, ona bak. İstekler listenizi kısa tutun. Kısa tutun ki fokus edebilesiniz. Güneş ışığına büyüteç tutmak gibi, odaklamazsanız hayatı yakamazsınız.

9. Kabiliyet yoksa sanatçı olmaz, ama çalışılmadıkça kabiliyet hiç bir işe yaramaz . (Emile Zola)
Ancak akıllı, bilinçli ve odağı şaşmayan çabalar sonrası olası potansiyelin yapabilecekleri
gerçekleşir. Elması yontmadıkça elinizde sadece bir taş parçası vardır.

10. Hayatı yaşamanın iki yolu var. Biri hiçbir şey mucize değilmiş gibi yaşamak... Diğeri her şey mucizeymiş gibi yaşamak. (Albert Einstein)
Şükretmeyi unutmamak gerek!

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Kaç Kişi Böyle Sevebilir?

14/3/2008
Kategori: Hayata Dair

Otobüs yolcuları elinde beyaz bir baston taşıyan genç ve güzel kadının otobüse binişini içten gelen bir sempati ile izlediler. Basamakları geçti. Boş olduğu söylenen koltuğu el yordamı ile buldu. Oturdu. Çantasını kucağına aldı. Bastonu koltuğa yasladı.
34 yaşındaki Susan, bir yıldır görmüyordu. Bir yanlış teşhis sonucu görmez olmuş, birden karanlık bir dünyanın içine düşmüştü. Öfke... Kızgınlık... Kendine acıma.. Hayatta tek dayanağı artık kocası Mark’tı.. Mark Hava Kuvvetleri’nde subaydı. Susan’ı bütün kalbi ile seviyordu. Susan gözlerini kaybedince, Mark karısının içine düştüğü umutsuzluğu hemen fark etmişti. Ona yeniden güç kazanması, kaybettiği kendine güvene yeniden sahip olması için yardım etmeliydi. Susan gene kendi kendine yeterli olduğuna inanmalı, kimseye bağımlı olmadan yaşayabilmeliydi. Sonunda Susan’ı işine dönmeye ikna etti.
Peki ama evden işe nasıl gidecekti? Genelde otobüsle giderdi. Ama şimdi koca kenti bir uçtan ötekine tek başına geçmekten korkuyordu. Mark her sabah onu arabası ile işe bırakmayı önerdi. Kendi işi tam aksi yönde olduğu halde...
İlk günler Susan kendini rahat hissetti. Mark da, “Görmüyorum, artık hiçbir işe yaramam” diyen karısını çalışmaya başlattığı için mutluydu. Ama bir süre sonra Mark işlerin iyi gitmediğini farketti. Başkasına bağımlı yaşamın Susan’ı mutlu etmesi mümkün değildi.
İşe eskiden olduğu gibi kendi başına otobüsle gitmeliydi. Ama Susan hâlâ o kadar hassas, o kadar kırılgan, o kadar öfkeliydi ki... Ne yapabilirdi?
“Otobüs” lafı ağzından çıkar çıkmaz, Susan öfkeyle haykırdı:
“Nasıl yaparım?.. Görmüyor musun, ben körüm!.. Nerde olduğumu nerden bilirim, nereye
gittiğimi nasıl anlarım! Galiba sana ağır gelmeye başladım, beni başından atmaya çalışıyorsun..”
Duydukları Mark’ın kalbini fena halde kırdı. Ama ne yapacağını biliyordu...
“Her sabah ve akşam otobüsünü arabamla takip edeceğim. Sen bu yolculuğu tek başına yapmaya hazır olana dek sürecek bu...”
Tam iki hafta Mark, Susan’ın otobüsünün arkasından gitti. İki hafta boyu karısına görme
dışındaki duyularını nasıl kullanacağını anlattı. Özellikle duymanın pek çok sorunu çözeceğini izah etti. Kulakları ona nerede olduğunu söyleyebilirdi. Yeni yaşam tarzına alışmasına yardımcı olabilirdi. Otobüs şoförü ile ahbap olursa, her şey kolaylaşır, şoför her gün ona önde bir yer bile ayırırdı.
Nihayet Susan, yolculuğu tek başına yapmaya hazır olduğunu hissetti. Pazartesi sabahı geldi...
Ayrılırken, otobüsünün geçici eskortu kocasına, hayattaki en büyük dostuna sarıldı. Gözleri yaşla doluydu Susan’ın... Kocasına öyle teşekkürle doluydu ki... Onun sabrı, sadakati, desteği ve sevgisiyle umutsuzluk uçurumundan nasıl çıkmış, nasıl yeniden hayata dönmüştü.. “Allahaısmarladık” dedi kocasına ve uzun zamandan beri ilk defa ters yönlerde yola çıktılar.
Pazartesi.. Salı.. Çarsamba. Her gün mükemmel geçti Susan için.. Kendini hiç bu kadar iyi
hissetmemişti. Yapıyordu.. Başarıyordu. Tek başına başarıyordu.. Kendi kendine gidip
gelebiliyordu işte. Cuma sabahı, Susan her günkü gibi otobüse bindi. Ofisinin karşısındaki
durakta inerken bilet parasını uzattı şoföre.. . “Sizi kıskanıyorum bayan” dedi, şoför..
Susan şoförün başkasına hitap ettiğini düşündü... Bir körün gıpta edilecek nesi olabilirdi ki?..
“Sizin kadar sevilmek, sizin kadar şefkat ve sevgiyle korunmak çok hoş bir duygu olmalı bayan”
dedi şoför..
“Nasıl yani” dedi, Susan..
“Bir haftadır, her sabah yakışıklı bir subay köşede duruyor ve siz otobüsten inene kadar izliyor. Yolu kazasız geçmenize bakıyor, ofisinize girene kadar oradan ayrılmıyor. Sonra size bir öpücük yolluyor, elini sallıyor ve yürüyüp gidiyor. Siz çok talihli bir kadınsınız bayan..”
Mutluluk gözyaşları Susan’ın yanaklarından akmaya başladı.Ve birden hatırladı... Mark’ı hiç
görmüyordu ama, bir haftadır yanında olduğunu, hem de öyle kuvvetli hissediyordu ki..Talihli, gerçekten çok talihli idi.Öyle bir armağan vermişti ki ona hayat, görmekten daha değerliydi.Bu armağanın varlığına inanması için görmesi gerekmiyordu..... Sevginin aydınlatmayacağı hiçbir karanlık yoktu çünkü...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Kazanmak Hakkında

14/3/2008
Kategori: Hayata Dair


Bir kaç yıl önce, Seattle Özel Özürlüler Olimpiyatlarında, tümü fiziksel ve zihinsel özürlü olan
dokuz yarışmacı, 100 metre koşusu için başlama çizgisinde toplandılar. Başlama işareti verilince, hepsi birlikte başladılar. Bir hamlede başlamadılar belki ama yarışı bitirmek ve kazanmak için istekliydiler. Yarışa başlar başlamaz içlerinden genç bir delikanlı tökezleyip yere düştü ve ağlamaya başladı. Diğer sekiz kişi oğlanın ağlamasını duydular. Yavaşladılar ve geriye baktılar. Sonra hepsi yönlerini değiştirdiler ve geriye döndüler. Oğlanın yanına geldiler. İçlerinden Down Sendrom’ lu bir kız eğilip oğlanı öptü ve “Bu onun daha iyi hissetmesini sağlar” dedi. Sonra dokuzu birden kolkola girdiler ve bitiş çizgisine doğru hep birlikte yürüdüler. Stadyumdaki herkes ayağa kalkıp dakikalarca onları alkışladı. Orada bulunan insanlar hâlâ bu öyküyü anlatıyorlar. Neden? Çünkü şu tek şeyi derindenbilmekteyiz:
Bu hayatta önemli olan şey, kendimiz için kazanmaktan çok daha ötede olan bir şeydir. Bu hayatta önemli olan, yavaşlamak ve rotanızı degiştirmek anlamına gelse bile diğerlerinin de kazanması için yardım etmektir.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Hayatımız Değiştirebilecek Kelimeler

14/3/2008
Kategori: Hayata Dair

Yaşamın içinde kullandığımız kelimeler duygularımızı ve düşüncelerimizi programlıyorlar.
Negatif kelimeler içimizdeki heyecanı yok ederken, sürekli içimizde fısıldadığımız pozitif
kelimeler ise, bizi hem motive ediyor hem de daha iyi hissetmemizi sağlıyor.

Yaşamınıza ve duyduklarınıza yeni bir başlangıç yapmak istiyorsanız, size önereceğimiz 20
kelimeyi hayatınızın bir parçası yapın ve her hafta kendinize tekrarlayın.

Başlamak:
Hayatınıza yeni bir yön vermenizin en önemli yolu, başlamaktır. Başlamak kelimesi
aklınıza her şeyi getirebilir. Hep yapmak istediğiniz ama bir türlü fırsatını yaratmadığınız bir şey, yeni bir dil, okula geri dönmek, hiç yapmadığınız bir yemeği yapmak, eski bir dostu aramak, yürümeye başlamak vs … Başlamak istediğiniz şeyler gözünüzü korkutuyorsa, öncelikle kolay ve yakın plan şeyleri yapmayı deneyebilirsiniz.

Hayal etmek:
Hayal gücünün sınırı yoktur. Çocukken oyun oynarız, ama yetişkin olduğumuz zaman bizim için hayal diye bir dünya yoktur, gerçeklerle boğuşur, çocukluk hayallerimizi unutur gideriz. Hayalimizde neler kurarız? Cennet gibi bir adada tatil, iyi bir kariyer ve iş vs. Bu hayaller
gerçekte ne kadarını yapabileceğimizi de bize gösterir ve hayal kurmak başarının ilk adımıdır.

Gülmek:
Gülmek insan ruhunun en iyi ilacıdır. Perspektiflerinizi geliştirir, sağlıklı hissetmenizi sağlar ve size zor görünen birtakım şeylerin altından daha kolay kalkmanıza neden olur. Çocuklarınıza anlatacağınız komik fıkra ve hikayeler öğrenin, en sevdiğiniz karikatürü duvara asın ve eski bir arkadaşınızla buluşup, geçmiş günleri yad ederek mutlu olun.

İnanmak:
Kendinize yapacağınız işte ne olursa olsun başarılı olacağınızı söyleyin. Güne pozitif başlayın ve kendinizi iyi ve olumlu şeylerin yaşanacağı bir gün olduğuna ikna edin. Eğer kendinize hedeflerinizi gerçekleştiremeyeceğinizi söylerseniz, gerçekleştiremezsiniz. İnançsız hiçbir şey yapılmaz hiçbir şeye sahip olunamaz.

Keşfetmek:
Bilmiyorum demek bazen risklidir. Bulmaya, öğrenmeye çalışmak bilmenin yarısıdır. Yeni yerler gezin, keşfedin, yeni insanlarla tanışın, konuşun. Kısacası yaşamı küçük küçük
adımlarla yeniden keşfe çıkın.

Oynamak:
Biz yetişkinler gerçek dünyanın içinde kaybolup, eğlenmeyi unutur, ihmal ederiz.
Haftanın 1 gününü de kendinize tatil olarak ayırın ve gerçekten ne iş, ne ev, ne de koşuşturmaca, düşünmeyin. Arkadaşlarınızla kağıt oynayın, çocuğunuz varsa, onunla sohbet edin, kafanızı dağıtın. Hafif ve sakin geçen günün ardından ertesi gün çok daha taze ve dinç kafayla işleri düşünebilirsiniz.

Güvenmek:
Karar verme şeklinizi bir daha gözden geçirin.Her zaman için ilk verilen kararlar daha doğrudur unutmayın. Kararsızlık bir konu hakkında kötü karar vermekten bile daha acıdır.
İç sesinize güvenmezseniz, büyüyemezsiniz.

Dinlemek:
Çoğu zaman birini dinlerken 2. dakikada kafamız başka yerlere gider ve dağılır, konudan uzaklaşırız. Kelimler ve duyduklarımız bizim için bir şey ifade etmez. Oysa karşınızdaki insanı mutlaka dinleyin, kaybedecek hiçbir şeyiniz olmaz ama günün birinde o da sizi dinlemezse, dikkatini vermezse neden diye sormayın.

Yaratmak:
Hızla değişen ve gelişen dünyaya ayak uydurmak için sürekli bir şeyler yaratmaya çalışın. Yaratıcılığınızı pekiştirmek için kendinizi oyalayacak şeyler bulun. Değişik tarzda müzik dinlemek, dişinizi diğer elinizle fırçalamak gibi günlük yaptığınız işleri farklı yapmaya çalışarak beyin oyunları oynamaya başlayabilirsiniz.

Dokunmak:
İnsanoğlu dokunmayı sever ve dokunulmasını da ister. Dokunmak sevgi, şefkat anlamındadır ve bizi daha iyi hissettirir. Her sabah kapıdan çıkmadan önce, eşinizi 30 saniyede olsa mutlaka öpün ve ona sarılın. Kendinize haftada veya 2 haftada bir masaj yaptırın. Konuşurken arkadaşınızın sırtına dokunun.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı