26/3/2008
Ayaklar ve bacaklar özellikle yazın gözler önüne serilecekse, bakımlı olmalıdırlar. Ayak banyoları ve masajlarla, göze hoş gelmeyen nasırlar gibi, yorgun ve sis ayaklar ve bacaklar da tedavi edilebilir. Böyle bir davranış, yalnızca güzellik için değil, sağlık için de iyi sonuçlar verebilir.İsteyen, her gün ayak banyosu veya ayak masajı yapabilir. Ama haftada en azından bir kere uygulanması gereken bakım şöyle olabilir: Önce canlandırıcı bir ayak banyosu alınabilir, ardından, sertleşmiş deri tabakaları süngertaşı ile alınır. Sonunda da, bitkisel yağlarla rahatlatıcı bir ayak masajı yapılabilir.
Temel ayak banyosu
2 bardak ılık süt, 2 yemek kaşığı bal, 5 damla lavanta yağı, 2 damla nane yağı iyice karıştırılır. Bu temel ayak banyosu karışımı, gereğine göre başka bitki yağları veya bitki çayları ile zenginleştirilebilir. Sonunda hepsi, sıcak banyo suyuna (en fazla 37 derece) eklenir ve ayaklar 10 dakika boyunca bu suda bekletilir, süre sonunda iyice kurulanır ve kalın çorap giyilir.
Yorgun ayaklar için
Temel banyo karışımı, 2 damla portakal yağı, 3’er damla lavanta ve biberiye yağı, sıcak banyo suyu.
Sis ayaklar için
Temel banyo karışımı, 3’er damla lavanta yağı ve ardıç yağı, 2 damla nane yağı ve sıcak banyo suyu.
Ağrıyan ayaklar için
Temel banyo karışımı, 3’er damla adaçayı yağı ve bergamot yağı, 2 damla ardıç yağı ve sıcak banyo suyu.
Masaj yağı, ağrıyan ve terleyen ayaklar için
¼ bardak susam yağı veya ayçiçeği yağı, sıcak su banyosunda (benmarin) ısıtılır ve içine 5 damla oğulotu(melisa) yağı eklenir. Yağ karışımı masajla ayaklara yedirilir.
Ayak ve bacaklardaki varis agrıları, sert ve çatlak topuklar için
Aynısafa merhemi, sık sık yapılan hafif masajlarla deriye iyice emdirilir. Gerginlikler ortadan kalkar, ağrılar sona erer ve sert yüzeyler kadife gibi yumusar. Ayrıca, ince kıyılmış aynısafa çiçek yaprağı 1 ölçü ve zeytinyağı 5 ölçü olarak, ağzı iyice kapanabilen bir cam şişede veya kavanozda 2 hafta boyunca bekletilir ve arada bir çalkalanır. Süre sonunda tülbentten geçirilerek süzülür ve posa da iyice sıkılır. Elde edilen aynısafa yağı, eşit oranda
kantaron yağı ile karıştırılır. Bu karışım da ayak ve bacaklardaki varis ağrılarına karşı hafif masajlarda kullanılır.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
24/3/2008
Çok acı çektirebilen bu hastalık, şifalı bitki tedavisine genelde çok olumlu yanıt verir. Karaciğer ve safrakesesi beslenme diyetine bu durumda da kesinlikle uyulması gerekir. İltihabı ve ağrıyı yatıştırıcı bitki karışımı aşağıdaki gibi olabilir:
Hindiba(kök ve yaprak) 2 ölçü, hatmi kökü 2 ölçü, ısırganotı 1 ölçü, pelinotu 1 ölçü, civanperçemi 1 ölçü, nane 1 ölçü.
Bitkiler ve kökler çok ince kıyılarak ölçülür ve iyice karıştırılır. Bir yemek kaşığı dolusu bitki, akşmdan 1 bardak soğuk suya eklenir, ertesi sabah süzülür ve gün boyunca yudumlanarak içilir (gün boyunca 2 bardak da olabilir).
Kara turp özsuyu, safrakesesi ve safra yolları iltihabını yatıştırabilir. Başlangıçta, günde 100g taze sıkılmış kara turp özsuyu gün boyuna yayılarak yudumlanır ve kademeli olarak 300g’a kadar çıkarıldıktan sonra, yine kademeli olarak 100g’a dönülür. Bu özsu kürü 14 gün içinde tamamlanır. Kara turp özsuyu her gün taze hazırlanır.
Ayrıca, safrakesesi bölgesine uygulanan İsveç Şurubu kompresleri, özellikle ağrı krizlerinde fevkalade rahatlatıcı olabilir.
Tedavi süresinin kısaltılabilmesi için, Echinacea preparatları kullanımı çok yararlı olacaktır.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
24/3/2008
Bu çok rahatsız edici ve şiddetli baş ağrısına genellikle, mide bulantısı, kusma, görme bozuklukları ışığa ve sese karşı duyarlık eşlik eder. Ağrı saatlerce veya günlerce sürebilir. Baş ağrısında olduğu gibi, migren de değişik nedenlerden kaynaklanabilir. Bu yüzden, belirli migren krizlerine karşı kullanılabilen bitkilerin ayrı ayrı denendiği, uzun süreli bir tedavi uygulanması doğru olacaktır. Migrene yol açan nedenin teşhisi için bir uzman doktora başvurmak en doğru davranış olacaktır, çünkü özellikle migrende, hastanın kendi durumuna teşhis koyabilmesi çok zordur. Ama migren bazen çok düşük kan basıncından da kaynaklanabilir ve bu durumda en uygun ilaç, alçak veya yüksek kan basıncını dengeleyebilen, ökseotu çayıdır. Günde 1-2 bardak çay yeterlidir.
lk migren krizi belirtileri sırasında kullanılan bazı bitkiler, ağrının şiddetini azaltabilir: Kediotu kökü, oğulotu, serbetçiotu çayı içilebilir veya bu bitkilerin tentürleri kesme şekere 15-20 damla damlatılarak alınabilir.
Ayrıca, 10 dakikalık sıcak bir ayak banyosu, 2 yemek kaşığı dolusu arap sabunu veya bir avuç dolusu ince kaya tuzu veya biberiye banyo katkısı ile, yani elde ne varsa onunla hazırlanır ve uygulanırsa, çok rahatlatıcı olabilir. Ayak banyoları her zaman alınabilir ve herhangi bir yan etkisi yoktur. Yalnızca, aşırı derecede varis sıkıntısı çekenler dikkatli olmalıdırlar. Ama böyle bir durumda da, alın ve sakaklara çiğ patates dilimleri ile kompres uygulanabilir.
Migrene veya baş ağrısına karşı, bir yılda iki ay boyunca , hiçbir yan etkisi olmayan bir çay kürü uygulanabilir:
Kediotı kökü, arslanpençesi, lavanta, mercankösk, ıhlamur, nane çok ince kıyılır ve esit oranda karıstırılır. Bir yemek kaşığı dolusu bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 5 dakika demlendikten sonra süzülür ve hemen içilir. Akşam yemeklerinden sonra içilen bu 1 bardak çay yeterlidir.
Migrene bazen bir tek neden yol açabilir, ama genelde değişik etkenlerin birlesmesinden kaynaklandığı varsayılır; bu konuda birkaç örnek.
Beslenme: Migrenin oluşmasına yol açan başlıca etken, bazı besin maddelerinin neden olduğu alerjik tepkidir. Bu tepkiyi oluşturabileceği varsayılan besin maddelerinin tam bir listesi, tüm besin maddelerini içerebilir. Alerjik tepki oluşturabilecek başlıca besin maddeleri, kırmızı et, çikolata, süt ve süt ürünleri, kahve, koyu çay, beyaz şeker, mayalı ürünler, B Vitamini karışımları, turşular, hayvansal yağlar, alkol (özellikle kırmızı sarap ve türevleri).
Alerjik tepki genellikle bir tek besinden kaynaklanmayıp değişik ürünlerin etkilerinin birleşerek kritik sınırın aşılmasıyla oluşur. Belli bir besinin veya besinler grubunun alerjik tepkisinden kuşkulanıldığında, iki gün oruç tutulmalı ve sonra bu besinler tek tek beslenme programına alınmalıdır. Eğer migren bir tek besin maddesinden kaynaklanıyorsa, bu yolla o madde saptanabilir ve beslenme programından çıkarılır. Sindirim sisteminin desteklenmesi için, 2-3 ay boyunca değişimli olarak, pelinotu, eğir kökü, sarı kantaron, rezene, frenk kimyonu, hindiba, melekotu kökü, nane, biberiye, mayıs papatyası, ısırganotu gibi bitkilerin çayı, günde 1-2 bardak, yemeklerden sonra içilmelidir. Bu kürün ardından yine 2 gün oruç tutulur ve kuşku duyulabilecek besin maddeleri kademeli olarak tüketilmeye başlanarak, alerjik tepki oluşup oluşmadığı saptanabilir.
Stres :Sinirsel gerginliğe yol açtığı için, migrene yol açan başlıca etkenlerdendir. Bu durumun kontrol altına alınabilmesi ise ancak, gevşeme alıştırmaları yapılarak veya psikoterapi yöntemleri uygulanarak sağlanabilir. Günlük görevleriyle başa çıkamaz hale gelen, sürekli düş kırıklığına uğrayan, ama her seye rağmen mükemmeliyetçilikte direnen kişiler, stres kaynaklı migren hastası olmaya adaydırlar. Bu durumlarda, sinir sistemini yatıştırıcı ve güçlendirici ilaçlar yardımcı olabilir: Yulaf, serbetçiotu, ökseotu, kediotu kökü, sarı kantaron, arslankuyruğu. Eğer migrene bitkinlik ve yorgunluk halleri eslik ediyorsa, centiyane kökü, egir kökü, kekik ve civanperçemi, biberiye gibi, sinir sistemini uyarıcı bitkilerin çayları kullanılmalıdır. Ginseng kökü veya güvenilir preparatları, stres kaynaklı tüm migren türlerinde, iyileşme belirtileri görülünceye kadar uzunca bir süre kullanılmalıdır.
Hormonel problemler: Reglinin başlamasıyla veya menopoz sürecinde ortaya çıkan hormonel problemler, kadınlarda migrenin başlıca nedenlerindendir. Hormon dengesinin tedavi edilmesine yönelik uzun süreli bir bitkisel tedavide, ökseotu, hayıt meyvesi, ayrıca ülkemizde tanınmayan, Çin kökenli yams kökü (Dioscorea villosa) ve Kuzey Amerika kökenli False unıcorn root/kök (Helonias dioica), basarıyla kullanılabilir.
Yapısal problemler: Migren, boyun omurundaki veya omurganın herhangi bir bölümündeki yapısal bozuklukların kas ve sinir hastalıklarına yol açmasından da kaynaklanabilir. Eğer böyle bir problemden kuskulanılıyorsa, bir kemik hastalıkları uzmanına başvurulması gerekir.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
17/3/2008
Akciğerdeki büyük ve orta çaptaki bronşların mukozasında oluşan iltihabik süreçtir. Ama, akciğerdeki tüm hafif enfeksiyonlar genelde bronşit olarak tanımlanabilir. Eğer tedavi şifalı bitkilerle yapılacaksa, zaten tanım kargaşasıyla uğraşmaya da pek gerek yoktur. Bu tür durumlarda kullanılması gereken, balgam söktürücülüğü mukoza koruyuculukla bağdaştırabilen ve böylece iltihaplı dokuları rahatlatabilen, genelde öksürüğe karşı
kullanılan bitkilerdir: Öksürükotu, keten tohumu, kestane yaprağı, kekik, hatmi, meyan kökü, ıhlamur, atkuyruğu, kediotu kökü, ısırganotu, çıbanotu, sarı kantaron, ebegümeci, ayrıkotu kökü, adaçayı ve soğan. Ayrıca, ökaliptüs, adaçayı veya buğuseptil ile inhalasyon tedavisi yapılabilir.
Karışımlar: Öksürükotu, leylak çiçeği, ıhlamur ve atkuyruğu ince kıyılarak eşit oranda karıştırılır. 1 tatlı kaşığı bitki, 1 bardak kaynar suyla haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3-4 kere 1 bardak sıcak çay, balla tatlandırılır ve yudumlanarak içilir. Yatak istirahati gereklidir.
- Mürver çiçeği ve ıhlamur, ince kıyılarak eşit oranda karıştırılır. 1-2 tatlı kaşığı bitki, 1 bardak kaynar suyla haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür. 2-3 bardak sıcak çay, kısa aralıklarla, yatakta içilir ve terlenir.
- Ayrıca, ökaliptus, adaçayı veya buğuseptil ile buğu tedavisi yapılabilir.
- Mürver çiçeği 2 ölçek, boyotu 2 ölçek, civanperçemi 1 ölçek, kekik 1 ölçek, ince kıyılarak karıştırılır. 4-5 yemek kaşığı dolusu (20g) bitki, 1 litre beyaz şarabın içinde 8-10 dakika ağır ateşte kaynatılır, süzülür ve saat başı 1 yemek kaşığı dolusu alınır.
- Taze limon suyu ve balla hazırlanan sıcak limonata rahatlatıcıdır.
- Pelinotu çayı, saat başı bir tatlı kaşığı alınır. Tüm akciger iltihaplarında çok iyi sonuçlar verir.
Başka öneriler: Sıcak tuzlu suda 10-15 dakikalık el ve ayak banyoları. Göğse sıcak sirkeli su kompresleri, yarım saatte bir tazelenir. Balgamın böbrekler üzerinden dışkılanabilmesini sağlamak için, günde 2-3 bardak adaçayı, 1-2 hafta süreyle içilebilir.
Enfeksiyon durumunda, öncelikle sarmısak, kekik ve ökaliptus kullanılabilir. Kekik ve ökaliptusun içerdiği uçucu yağlardan, buğu tedavisi ve banyo katkısı olarak da yararlanılabilir. Bronşitte uygulanacak tedavi banyosunda, kekik ve ökaliptus eşit oranda karıştırılır. 2 avuç dolusu bitki karışımı, 2 litre kaynar suya eklenir, 30 dakika demlendikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir. 37-38 derece sıcaklıktaki banyo suyunda 15-20 dakika kadar kalınır. Banyo sonunda üşütülmemeli, 1 saat kadar yatakta dinlenilmelidir.
Eğer lenf bezlerinde şişkinlik görülecek olursa, lenf sistemini de desteklemek gerekebilir. Sistemin atıklarından arındırılabilmesi için, günde 2-3 bardak yoğurtotu çayı etkili olacaktır.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
17/3/2008
Hastalık, çeşitli nedenlerin bir araya gelişinden kaynaklanabilir. Genellikle, alerjik bileşkeler astım nöbetlerine yol açar. Bazı durumlarda neden, doğrudan kalıtımla ilgilidir, bazen de uyaran maddelere karsı organizmanın oluşturduğu bir tepkidir. Bedenin esneklik açıdan yetersizliği de bronsiyal kramplara yol açabilir. Astıma eğilimli kişilerde, gerginlik, korku, aşırı hareketlilik ve yorgunluk nedeniyle oluşan stres, bir astım nöbetini başlatabilir. Asetilsalisilik asit(aspirin) veya benzeri ilaçlar da, bazı alerjik hastalarda bir nöbete neden olabilir. Bedenimiz, normal şartlarda pek çok etkenle başa çıkabilir. Ama çağımızın şartları, beslenme bozuklukları, yaşamı algılama ve uygulama biçimleri, genel anlamda hastalığın oluşmasında rolü olan öğelerdir ve tedavide göz önünde bulundurulmalıdırlar.
Astım, şifalı bitkilerle tedaviye çok olumlu yanıt veren bir hastalıktır. Ama her hastaya iyi gelebilecek bir örnek reçete hazırlamak olanaksızdır. Çünkü şifalı bitkilerin, hastalığa yol açan etkenlere göre seçilmesi gerekir.
- Kramp çözücü ve solunumu rahatlatıcı etkileri olan bitkiler: Güneşgülü(çiğotu/Drosera ratundifolia), çıbanotu, melekotu kökü, mine çiçeği, sedefotu, biberiye,çuhaçiçeği kökü, pelinotu, civanperçemi, kekik, atkuyruğu.
- Normalin üstünde balgam oluşumunda, aşağıdaki, balgam söktürücü bitkilerin kullanılması doğru olur: Anason, meyan kökü, öksürükotu, boğadikeni kökü, ökaliptus, ebegümeci, hatmi, sinirliot, ısırganotu, rezene, kekik, çıbanotu, boyotu tohumu, hindiba.
- Astım nöbetlerinin kalbi yorduğu durumlarda, arslankuyruğu, alıç ve ökseotu, kalbi güçlendirici etkileriyle, fevkalade yararlı olabilir.
- Kan basıncının yüksek olduğu durumlarda, ökseotu, alıç, ıhlamur dengeyi sağlayabilir.
- Korku ve gerginlik hallerinde ise, kediotu kökü, serbetçiotu çiçeği, arslankuyruğu, yulaf gibi bitkiler başarıyla kullanılabilir.
- Alerjik reaksiyonlara karsı ısırganotu denenmelidir. Ender de olsa, astım bazen yalnızca sinir sistemini güçlendirici droglarla tedavi edilebilir. Çünkü, astım nöbetini başlatan başlıca nedenlerden biri korkudur. Hatta, astım nöbetinden duyulan korku, nöbetin başlamasına neden olabilir. Böyle durumlarda, hastanın iç dünyasını dengeleyici ve kendine güvenini güçlendirici her yöntem uygulanabilir. Sinir sistemini güçlendirici bitkiler, bu süreci destekleyebilir, ama psikoterapinin önemini de gözönünde bulundurmak gerekir.
Süt ve süt ürünleriyle ilgili birkaç söz daha. Çocuk astımlarında ve egzamalarında, sütün alerjik reaksiyonlara yol açtığı kanıtlanmıştır, hatta, yetişkinlerin bu tür hastalıklarının da süt ve süt ürünlerinden kaynaklanabileceğine inanılmaktadır. Çocuklarımızın, mümkün olduğunca uzun süre anne sütü emmeleri mutlaka gereklidir. Ama memeden kesildikten sonra, bazı zararlı maddeleri içeren inek sütüyle beslenmemelidirler. İçinde birçok harika(!) besin maddesi ve şeker bulunan süt ürünlerinden de kaçınmak gerekir. Hatta kırmızı etten de uzak durulmalıdır. Tüm bunlara karşın, inek sütünün içerdiği zararlı maddelerin hiç birini içermeyen keçi sütü ve peyniri ile bu boşluk pekala doldurulabilir.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı